Perfil de agaaga adlı kullanıcının al...FotosBlogListasMás ![]() | Ayuda |
aga adlı kullanıcının alanı |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
24 agosto yorum yok" DİREK GAZETEDEN ALINTIDIR YORUMSUZ " Bir TÜRK olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye ne vermiştir ?'' Kürtlerin, Türkiye'ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur ? Sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır ? Kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan ''BU GÜZEL ÜLKENİN, TÜRKİYE'NİN VATANDAŞI OLMAK HAKKINI'' bir kenara iterek, etnik köken üzerinden ırkçılık yapmayı tercih eden bu kitle, bu ülkeye ne vermiştir ve bu sapkın anlayışla ne verebilir ? Kürtlere soruyorum; neden terör sizde, beşik kertmesi sizde, kız çocuklarını başlık parası adetiyle adeta bir eşya gibi alıp-satmak adeti sizde, her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç sizde, gasp sizde, ''NAMUS CİNAYETLERİ'' sizde, kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, bu ülkenin vatandaşı olmayı sindirememek hastalığı sizde, vur-kır-gasp et anlayışı sizde, ÖZELEŞTİRİ yapmamak sizde, nedensiz aşağılık kompleksi sizde, başına kuş pislese devleti ve diğer insanları suçlamak sizde, herşeyi devletten beklemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip, 21. yüzyıl Türkiyesi'nde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde, emperyalist devletlerin size sahte bir mazi yapıştırması neticesinde Anadolu'da hiçbir zaman varolmayan, sözde gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını yaymak yine sizde. Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, kaba kuvvet ve vandalizmle, terör ile toprak gasp etmeye çalışma ahlaksızlığı sizde, diyaloğu ve insani ilişkileri es geçip, yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak sizde, Avrupa'ya gidip Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde, sizlerde.... Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmek sözkonusu olunca ''ben Kürdüm'' demek, ama cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği ile Avrupa ülkelerinden herhangi birinde suçüstü yakalandığınızda ''ben Türküm'' demek üçkağıtçılığı sizde, çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, ''şiddeti kınıyorum'' demek sizde, bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliğ i ve alçaklığı sizde, bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı NEDEN hep sizde ? Lütfen bu sorulara yanıt verin, tabii verebilirseniz. .. Bu memlekete bugüne kadar ne verdiniz de, ne istiyorsunuz ? Eğitim diyorsunuz; öğretmen öldüren terör örgütünün katillerini ve elebaşını lider, siyasi irade kabul ediyorsunuz. Dilimizi konuşamıyoruz diyorsunuz; o halde bugüne kadar Türkiye'nin çeşitli kentlerinde açılmış ''Kürtçe Kursları'' sözde dil öğrenmeye susamış sizlerin ilgisizliği sonucunda neden kapandı ? Siyasi platformda temsil hakkı diyorsunuz; siyasetinizi etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorsunuz. Yarattığınız terörden 30 bin insan can veriyor... En ufak bir özeleştiri, en ufak bir günah çıkarma yapmıyorsunuz. Sizlerin canı can da, bu ülkeyi ve içinde yaşayan masum insanları terörden korumak için hayatını hiçe sayıp şehit olan ana kuzularının, evlatlarımızın canı patlıcan mı? İstanbul'da sokaktaki vatandaşlara saldırmak, molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve sade vatandaşlara, kadınlara, ufacık çocuklara ''kaldırım taşları'' atıp kafalarını yarmak neyin protestosu? Hangi köhne düşüncenin, hangi barbar anlayışın dışavurumu? Bugüne kadar hangi ''Kürt kökenli'' Türk vatandaşına; hop! sen Kürtsün şu şehre giremezsin, şu işi yapamazsın, şu mesleği icra edemezsin denmiş veya denmekte? Bu ülkenin en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret erbabı, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; tv'de, gazinolarda iş yapan isimler (İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Ceylan, Yılmaz Erdoğan vs.) değil mi? Hani ne oldu ''fırsat eşitsizliği yalanınıza?'' İşin doğrusu, sizin sorununuz bu ülkeyi terör ile, vurarak, kırarak bölmek! Bir oldu-bitti yaratarak bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bu kadar basit. Şu çıplak gerçeği artık ilkokula giden küçücük çocuklar bile anlayabilmektedirler. ''KÜRT'' kökenli vatandaşlarımız, eğer bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan bu BÖLÜCÜ IRKÇI TERÖRİSTLERİ hala destekliyorlarsa, KUSURU DEVLETTE DEĞİL, KENDİLERİNDE ARAMALIDIRLAR! Meydanlarda eller hep zafer işareti, ellerde 30 bin insanımızın katili kanlı terör örgütü PKK'nın afişleri, terörist başı Apo'nun posterleri, yakarız-yıkarız tehditleri ve herkesin malumu ülkemizdeki büyük kentlerde meydana gelen şu terör olayları... Çapulcu terör örgütünün hazırladığı ''Şemdinli fiyaskosundan' ' sonra, ellerine para vererek sokaklara salıp polisimize, güvenlik güçlerimize, halkımıza taş ve molotof kokteyli attırdığı küçücük çocuklar... Çocuğunu terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsade ediyorsan, bu kaos ve terör yöntemlerinden medet umuyorsan ve bu yolla bu ülkeyi böleriz, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara saldığın, yak-yık-kır-dök evladım dediğin çocuğunu kendi ellerinle ateşe attığında da bunu devlete fatura edemezsin. Demokrasiden bahsedip, teröre yol açmak ? İnsan öldürüp hak talep etmek? Bu ne yaman çelişki... Hak isteyen, hukuk isteyen önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına SAYGI gösterecek. Ülkesine katkıda bulunacak. İNSAN gibi davranacak, yakmayacak, yıkmayacak. Kısacası; TERÖRİST ile arasındaki farkı yine bizzat KENDİSİ ortaya koyacak. Bu ülkenin güzel insanlarını kendisine inandıracak. Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği ''FEODAL DÜZEN'' denen ilkel sistemden ne zaman vazgeçecek? Ne zaman HANIM FERTLERİNE gereken ''ÖZGÜRLÜĞÜ'' teslim edecek? Ve neden ülkede en yüksek kadın intiharları Batman'da? Neden aile içi şiddet sorununda ve TÖRE CİNAYETİ denen illette ekseriyetle Kürt kökenli insanların yaşadığı iller başı çekmekte? Büyük şehirlerde kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyip, elde edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk ve gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden? Kürdüm diyen sizler, acaba bu KUSURLARINIZI hallettiniz mi ki, TÜRKLERİ pervasızca eleştiriyorsunuz? Size yer, yaşam hakkı, hak-hukuk vermekten başka ne yapmış bu ülkenin vatandaşları? Güzel bir atasözü vardır. ''GÖZÜNDEKİ ÇÖPÜ GÖRMEZ, ELALEME ŞAŞI DER!'' Bu özlü söz ülkemizin içine düşürülmeye çalışıldığı ''Kürt fesadını'' ne de güzel anlatıyor değil mi? 16 junio Fethullahçı örgüt TSK'ya cevap verdiFethullahçı örgüt TSK'ya cevap verdi
06 enero filistin de şeriat çarpışı yorRıza Zelyut Filistin'de şeriatlar çarpışıyor
“La ilahe illallah Muhammedür resulallah” yazı lı şeriat bayrağı açmak yetmiyor. Bu yüzden Ortadoğu’da Müslümanların acıları sürecektir... Ta ki; Yahudi şeriatına karşı duracak bilimsel bir model bulana kadar. BUSH CENNETE GİTSİN DİYEAhmet Çavuşoğlu Bush Cennet'e gitsin diye!
29 diciembre PKK İTİRAFÇISIN DAN ŞOK SÖZLERPKK itirafçısından şok açıklamalar
PKK terör örgütünün dağ kadrosunda bulunan ve Şemdin Sakık'ın yakın korumalığını yaptığını söyleyen Erdal Ukuş, şok açıklamalarda bulundu.Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Yamaç köyünde 2 odalı bir toprak evde eşi ve 2 çocuğuyla beraber yaşayan 31 yaşındaki eski PKK bölge komutanı Şemdin Sakık'ın 3 yıl korumalığını yapan Erdal Ukuş, 1991 yılında Manisa'nın Salihli ilçesinde terör örgütü PKK'ya katıldı. Örgütte 4 yıl kaldıktan sonra tekrar Manisa'nın Salihli ilçesine gidip güvenlik güçlerine teslim olan Ukuş, Diyarbakır'da 2.5 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. PKK terör örgütünün içerisinde kaldığı 4 yıllık sürede yaşadıklarını şok sözlerle anlatan Ukuş, "1991 yılında terör örgütüne katıldım. Burada 4 yıl kaldıktan sonra teslim oldum. Örgütte bulunduğum süre içerisinde Van'ın Bahçesaray ilçesinde eğitim gördüm. Eğitimin ardından PKK'nın en büyük bölge sorumlularından olan Şemdin Sakık'ın korumalığına kadar yükseldim. Semdin Sakık'la bire bir birçok eyleme katıldım. En büyük eylemlerimizden biri de Bingöl ve Elazığ arasında bulunan 33 askerin şehit edilmesi olayıydı. Bu olaya gitmeden önce Şemdin Sakık'a gelen bir telefonda, 'Devlet ve örgüt arasında ateşkes imzalanmış. Bu 33 asker Bingöl'den geçecek. Bunların önünü kesin ve hepsini öldürün' dendi. Bize o gün şırıngalarla ilaç verildi. 22 kişilik bir grup Muş'tan çıkıp Bingöl'e gittik, burada askerlere pusu kurduk. Gelen askerleri iki taraflı taradık çoğu o anda öldü, ölmeyenleri ise Şemdin Sakık bizzat kafalarına sıkarak öldürdü" dedi. Yaşadığı en çarpıcı olayın ise örgütte birçok Ermeni'nin bulunması olduğunu anlatan Erdal Ukuş, "Kürt meselesi olarak girdiğimiz ve eğitimlerimizde hep bağımsız Kürt devleti kurmayı hedeflediğimiz örgütte Ermenilerin oluşundan kimsenin haberi olmazdı. Şemdin Sakık başta bize, 'Örgütte tek bir Ermeni yok. Bu sadece Kürt meselesidir. Kürdistan'ı kurma çabalarıdır' diyordu. Bizleri kandırıyordu. Girdiğimiz bazı çatışmalarda öldürülen arkadaşlarımıza baktığımızda çoğunun sünnetsiz olduğunu gördük. Tuttukları günlük ve not defterlerine de baktığımızda tamamı Ermenice yazılan yazılardı. Şemdin Sakık ve komutanlara söylediğimizde ise, 'Kimse eğer içimizde Ermeni olduğunu duyarsa sizleri öldürürüz' diye tehdit ettiler bizi. En çok üzerinde durdukları konu ise örgüte yeni katılan elemanların kesinlikle örgüt içerisinde faaliyet gösteren Ermenilerin olduğunu duymamalarıydı. Bu konuda uyarılırdık. Eğer, 'Duyarlarsa siz de ölürsünüz' diyorlardı. Çatışma anlarında bizimle gelen örgüt içerisinde bulunan birçok şahıs bize açıkça söylüyordu. 'Biz sizi kandırıyoruz ve kullanıyoruz. Bizim verdiğimiz bu dava tamamen Ermenistan içindir. Bizim burada kalan mallarımız ve topraklarımız var. Biz bunun davasını veriyoruz' diyorlardı. Biz tartışınca suçlu oluyorduk. Komutanlar bizi suçluyorlardı" şeklinde ifadelere yer verdi.Ukuş, örgütü ekonomik olarak güçlenmek için haraç topladığını ve uyuşturucu ile geçimini sağladığını belirtti. Ukuş, PKK'nın bir terör örgütü olduğunu yapılan eylemlerden anladığını da sözlerine ekleyerek, "Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Şemdin Sakık'a gelen telefon içeriden ve üst düzeyde bir yerden geldi. Bu telefonun ardından 33 asker şehit edildi. Bu bile bir oyundu. Oyun sonucunda biz kullanıldık. 33 asker şehit oldu. Birileri ise sefasını yaşadı. Gittiğimiz her köyde Türk, Kürt, çoluk çocuk demeden herkesi katlettik. Biz, 'Kürtleri bırak niye çocukları öldürüyoruz?' dediğimizde, 'Onlar köy korucusu olan insanların çocuklarıdır. Öldürülmeleri lazım. Eğer öldürmezsek onlar da yarın babaları, aileleri gibi bize karşı olacaklar. Bizimle çatışacaklar. Hepsinin ölmesi lazım' diyorlardı. İşte bunların hepsini yaptık. En sonunda anladık ki yanlış bir dava uğuna halkımızı da kendimizde ülkemizi de perişan ettik. Ama çok geç anladık. Bir Ermeni davası için savaştık, kullanıldık. Şimdi döndük evimize geldik" diye konuştu. Hapisten çıktıktan sonra eşi ve 2 çocuğu ile perişan bir halde 2 odalı bir toprak evde yaşamaya çalıştıklarını, herhangi bir geliri olmadığını anlatan Erdal Ukuş, "Eşim Fikriye (31) küçükken temizlediği silahın ateş alması sonucu yaralanıyor. O günden bu güne vücudunda kalan 40 kadar saçma var. Onları bile çıkaramadık. Eşimi hiçbir sosyal güvencem olmadığı için hastaneye götüremiyorum. Eşim günden güne eriyor. 2 tane çocuğum Gülistan 4, Helin ise 3 yaşında. Bunlar da hasta. Ne gösterecek param var, ne de bir sosyal güvencem. Yeşil kart için müracaat ettim, sabıkam var diye vermediler. Hangi kapıya gidip iş istediysem sabıkamdan dolayı kovuldum. Kapılar yüzüme kapandı. Perişan haldeyim. Devletten yardım istiyorum" şeklinde konuştu.Ukuş, PKK'lı teröristlerin evine geldiğini ve kendisini tekrar dağa davet ettiğini belirterek, "Teslim olduktan sonra cezamı Diyarbakır'daki cezaevinde çektim. Daha sonra da köyüme geldim. Evlendim. Çocuklarım oldu. Sonra askerliğimi yaptım. Örgütten birkaç kişi ilk günlerde evime kadar geldi. Kendileri ile görüştüm, ne istediklerini sordum. Bana örgüte dönmemi, dönmem halinde herhangi bir ceza çekmeyeceğimi söylediler. Ancak ben dönmeyeceğimi, kendime yeni bir hayat çizdiğimi söyledim. Güvenliğim açısından zor durumdayım. Köyümde koruculuk yapmak istedim. Ancak bana, 'Korucu olamazsın' denildi. Şimdi ne yapacağımı şaşırdım. İşsiz ve aşsız kaldım. Bana yardım eli uzatılsın istiyorum. PKK'ya bulaşanın kurtulması zor oluyor. Gençlere tavsiyem ise sakın ama sakın örgnrsa sizleri öldürürüz' diye tehdit ettiler bizi. En üz' diye tehdit ettiler bizi. Enüt illetine bulaşmasınlar. Bulaşanlar ya ölür ya da kurtulamaz. Benim gibi perişan olurlar. Size ev, iş, para gibi vaatlerle yanaşırlar. Ancak bunların hiçbiri olmaz. Sonuçta perişan olup kalırsızınız" diyerek sözlerini tamamladı. 23 diciembre anavatanDoğu Türkistan, Orta Asya'da Batı Türkistan'ın doğusunda yer alır. Çin, Mogolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet gibi ülkelerle komşudur.
Doğu Türkistan; Tanrı Dağları, Altay ve Kurum Dağları arasındaki Cungarya Havzası, Tarım ve Turfan Havzasını da içine alan 1.828.418 Km2 yüzölçümündedir. Doğu Türkistan, bütün Çin toprağının 1/5 'ini (beşte birini) teşkil eder. Avrupa'nın en büyük devletlerinden Fransa'nın 3 katı, Macaristan'ın 17 kat büyüklüğündedir. Toprak büyüklüğü bakımından dünya ülkeleri içinde 19.ncu sırada yer alır.
Dünya Medeniyetinin Altın Beşiği diye anılan Taklamakan Çölü, Tabiat'ın Cenneti olarak bilinen Altundağ Parkı, Avrasya Köprüsü olarak anılan İpek Yolu, dünyanın en yüksek göllerinden olan Tanrı ve Buğda gölleri, dünyanın deniz seviyesinden en düşük çukurluğu olan Aydınköl, ayrıca Kıduran Antik Şehir Harabeleri, Miret, Çerçen Uzuntat, Hanöy (Hanevi) Eşşar, Subaş, Üçkat Rumtay Kadım Şehri, Kumtura, Kızıl, Onbaş Togtuz, Hücra ve Bezeklik Mingöy (Binev) Harabeleri gibi daha dünyada sırrı açılmayan medeniyet merkezleri Doğu Türkistan'dadır.
Lopnor, Boğraş, Barsköl Buğda, Sayram, İbnur ve Ulunkur gölleri ile Tarım, Yarkent, Hoten, Konci, İLİ, Manas ve İrtiş ırmakları vardır.
Sınırsız nehir vadilerinde, göllerin sahillerinde, dağların ve ormanların etrafında yaşayan Müslüman Türkler, bilinen tarihten beri bu topraklarda tarım ve hayvancılık yaparak yaşaya gelmişlerdir.
Günümüzde Doğu Türkistan'da 16 şehir ve 86 ilçe mevcut olup, Çinliler bu toprakları 1 merkezi şehir, 8 vilayet ve 5 özerk ilçeye bölerek idare etmektedir.
Doğu Türkistan'ın nüfusu 1949 yılında 9 milyon olup, 600 000 (altıyüzbin) 'i azınlıkları ( Çinli, Mançu, Sive v.b. ) teşkil ediyordu. Günümüzde ise 26 milyon Müslüman Türk'ün yaşadığı bu ülke, zengin tarihi, tabiat güzellikleri, madeni zenginlikleri olduğu halde, Çinli bir yöneticinin ifadesiyle 'Altın Kapla Dilenen Bir Kişi' durumuna düşürülmüştür zalim çin rus dönmesi satalin
17 noviembre ölümSEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM...
BİR GECE DİLİM TUTULMALI AY GÖKTEYKEN, GİRDABINA DÜŞMELİYİM YALNIZLIĞIN İHANETİN ADINI BİLMEMELİYİM YA DA UĞRAMAMALI YALANLAR BEYNİME. ZİNDANDAN MEKTUPLAR YAZMALIYIM PENCEREMDE BİR KARANFİL SOLMALI, İÇİMDE TEBESSÜMLER.. BİR YAKIN İKLİM OLMALISIN BANA. AH EDERKEN, GÜN GÖRMEMİŞ BİR YILDIZ KAYMALI. SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM YAŞAYACAKSAM BÖYLE.. BAŞUCUMDA KARA BİR KİTAP BULUNMALI HER SAYFAYA ADIMI YAZMALIYIM. HAYALLERİM GÖKTE YILDIZLAŞIRKEN, LANET ETMELİYİM ŞANSIMA, TUTUNAMAYIŞIMA AKLIMA GELDİĞİN ANLARDAKİ KAHROLUŞUMA SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, KAHROLACAKSAM BÖYLE.. BİR BAŞKASI DEDİĞİNDE DİK OLMALIYIM YA DA YABANCI BİRİSİ, SENİN İÇİN İÇİMİN KAN REVANINI GÖRMEMELİSİN. FIRTINALAR KOPARKEN İÇİMDE, DUDAKLARIM SÜT LİMAN OLMALI BİLMEMELİSİN YÜREĞİMİN EZİKLİĞİNİ SEVGİMİ DARAĞACINA ASARKEN, ELLERİM TİTREMEMELİ SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, KAYBEDECEKSEM BÖYLE.. GİT DERSEN GİTMELİYİM, YALANDAN DA OLSA GÖRMEMELİSİN BENİ ARKANDA HEP KÖŞE BAŞLARINDAN BAKMALIYIM SANA HER GÜN HAYALİN GEÇMELİ KAPIMIN ÖNÜNDEN SANA BENZEYENLERİ SEN SANMALIYIM SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, KANACAKSAM BÖYLE.. VEDA EDECEKSEM BÖYLE ETMELİYİM YANINDA BİR YANINI DA GÖTÜREREK, SESSİZCE AYRILMALIYIM BU DİYARDAN. BEN MEÇHULE KARIŞIRKEN, SEN KIRMIZI BİR GÜL BULMALISIN..(?) ECEL BAŞUCUMA DAYANIRKEN KİMSE BİLMEMELİ SEHER VAKTİ KAPIM ÇALINMALI SEN UYKUDAYKEN, ALEM UYKUDAYKEN DÜŞLERİM, ÜMİTLERİM, HEPSİ UYKUDAYKEN.. ÜMİDİMİ İSMİNE GÖMMELİYİM! GÖZLERİM BOŞLUĞA BAKARKEN, HAFİFTEN BİR YAĞMUR YAĞMALI SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, ÖLECEKSEM BÖYLE! benSEN'LE SOHBET... Sevmek... "Sevmek" dedim. "Yol" dedim.
"Gitmek" dedim.
"Dost" dedim.
"Yürek" dedim.
"Dünya" dedim.
"Yüz" dedim.
"Giz" dedim.
"Çalışmak" dedim.
"Öykü" dedim.
"Gizlemek" dedim.
"Şey" dedim.
"Sevda" dedim.
"Koşmak" dedim.
"Hayat" dedim.
"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Kaç kere?" diye sordum. "Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Acı çekmek mi?" diye sordum.
"Yok olunca!" dedim.
"Gerçek aşk!" dedim.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"Neden sustun?" diye sordu.
"Neden?" diye sordu.
"Evet" dedi, "Büyük O!"
"Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Tebessüm" dedim.
"Kapı" dedim.
"Ya korku!" dedim.
"Ben bilmiyorum" dedim.
"Ben'i" dedim.
"Ben kimim?" diye sordum.
"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi. 05 noviembre YAHUDİLER BİZİ ÇANAKKALE'DE ARKADAN VURDULARYAHUDİLER BİZİ ÇANAKKALE'DE ARKADAN VURDULAR !!! Çehreler başka, lisanlar deriler rengarenk, Sade bir hadise var ortada, vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam , kimi bilmem ne bela, 1490'lı yıllarda İspanya ve Portekiz'den kovulan Yahudileri Sultan Beyazıt, yağlı kazıklardan kurtarmış ve kutsal topraklarımızda bir misafir gibi ağırlamıştır... Dünya üzerinde tek hoşgörüyle karşılandıkları yer Türk toprakları olmuş ve Yahudiler'de bunun karşılığı olarak bizlere neyi reva görmüşler Tarih'e ibretle bir göz atalım: Hep şeytani fikirlerle mücehhez Yahudi cemaati, Birinci Dünya Harbinden İngilizlerin galip çıkacağı düşüncesiyle Filistin topraklarında hak kazanmak için birşeyler yapmak niyetindeydiler... İngilizlere yaranmak maksadıyla, Çanakkale Boğazında ki düşman ordularına katılmak ve Türk'lere karşı savaşmak üzere karar aldılar... Bu sevda uğruna Mısır'da bulunan Yahudiler arasından işsiz gençlerden oluşan bir gönüllü taburu kurarak Çanakkale'ye sevkettiler... Onbeşinci asrın sonunda İspanya da Hristiyanlar tarafından kızgın taşlara oturtulan Yahudilere Osmanlı İmparatorluğu kucak açmış ve beşyüz yıl onları kendi sıcak bağrında beslemişti. İşte şimdi Yahudiler tıpkı Şerif Hüseyin'in Hicaz çöllerinde yaptığı gibi, genlerinin emrine girip Türk milletini arkadan vuracaktı... Yahudinin vefa borcu ödeme usulü böyleydi tabi... Bu ihanet karşısında, gaddar Yahudi yüreğinin bile kısa da olsa bir an tereddüt geçirdiğini gene onların kitaplarından okuyoruz... İşte Siyonizmin tetikçilerinden M.Samuel Nissembaum'un "Yahudi Lejyonunun Doğuşu" adlı paçavra kitabında, bu ihaneti açıklayan satırlar: "Büyük harp başladığında Mısır da bulunan Yahudi gençlerden meydana gelen bir güç oluşturulmuştu. Bu kuvvetin başına, Çar ordusunun kahraman subaylarından iki Yahudi olan, Viladimir Yalinstisky ile Trumpeldor geçtiler. Bu suretle Yahudi kuvvetlerinin ortaya çıkmasına hiç bir engel kalmamış olduğu zaman, birdenbire içimizde bir endişe, tuhaf bir tereddüt doğuvermişti. Bunca yıldır başka memleketlerden eza ve cefa görerek koğulmuş Yahudilere karşı Türkiye'nin her zaman o en geniş ölçüde gösterdiği konukseverliğin hatırası!.. Fakat Filistin neredeyse İngilizler tarafından işgal edilecekti. Bu pek yakındı. Bir Yahudi kuvvetinin İngiliz işgal kuvvetleriyle yanyana harbe girmesi muhakkak lüzumlu görülmüştü. Bu suretle İskenderiye'de toplanmış olan işsiz fakat güçlü kuvvetli Yahudi gençleri bir gaye bulmuş oluyorlardı. Onlar artık yeni bir ümit yeni bir iman kuşanmış olarak Yahudi ırkına büyük hizmetler verme fırsatının tadını çıkarıyorlardı. Fakat İngiltere hükümeti Yahudilerin bu arzularını hoş görmedi. Bir Yahudi gönüllü kıtasının İngilizlerle birlikte harbe katılmasını uygun görmediler. Bu haber Yahudi gençlere ziyadesiyle büyük bir üzüntü verdi. Nihayet uzun bekleyişler ve müzakereler sonunda 1915 mart'ın onikinci günü (Zion Mule Corps) isminde ki Yahudi taburu Çanakkale'ye gönderildi. Harpten sonra bu taburdan geriye dönen olmadı, böylece eriyen bu kuvvet yerine bir Yahudi Birliği daha teşkil edilememiştir". 20 Temmuz 2001 - www.ulkum.com * * * YAHUDİ DOSTLUĞU RÜZGARLARINA KARŞI İŞTE TARİH !!! Sitemizde yayınlanan "yahudiler, Çanakkale'de bizi arkadan vurdular" haberi, ülkemizde yayınlanan "Yahudi Şalom" gazetesi tarafından istenmeyerekte olsa doğrulandı...
26 julio aşık sınOna Aşıksın… _Onunla aynı ortamdayken görmemezlikten geliyor ama etrafta olmadığı zaman çaktırmadan gözlern her yerde onu arıyorsa; EVET,ONA AŞIKSIN: ) _O an yanında seni her zaman güldüren biri daha olduğu halde senin gözlerin ve bütün dikkatin hala ötekin üzerindeyse; EVET ONA AŞIKSIN : ) _Gittiği yerdenb seni arayacagnı söylediği halde telefonun bir türlü çalmıyorsa ve “Acaba sağ salim oraya vardı mı ?” diye,senin için içini yiyorsa,sabırszlıkla telefonun çalmasını bekliyor,dualar ediyorsan EVET ONA AŞIKSIN : ) _Başkalarının upp uzun e-mektuplarını ondan gelecek kısa bir not için silip geçiyorsan; EVET ONA AŞIKSIN : ) _Sana bıraktığı mesajları haftalarca saklıyorsan,defalarca başa dönüp okuyorsan; EVET ONA AŞIKSIN : ) _Durmadan “Hayır o sadece iyi bir arkadaş diyorsan ama bir araya geldignz zaman o tarif edilmez çekimi hissediyorsan; EVET ONA AŞIKSIN: ) _Ve bu satırları okurken gözünde biri canlanıyorsa… İŞTE ONA AŞIKSIN :) Bir KAğıt Bir KAlem Bul KaraLA son Satırlarımı |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|